18 Ağustos 2013

Kore Günlükleri: Busan yolları taştan ( Part 5 )

Gönderen Neobi zaman: 21:08
En son yazımı ne zaman yazmışım ben yahu. Amma çok geçmiş aradan... Valla inanın yapmam gereken o kadar çok şey ve o kadar da az vaktim var ki o mu bu mu şu mu derken hiç birini yapmadan yatıyorum bende XD Neyse hala okuyanları varsa yazmaya devam. Gerçi okumasanız da sorun değil biraz da kendim için yazıyorum bunları unutmamak adına kikikiki
Eeee nerede kalmıştım hah busanda kendimizi hostel'a attığımız anda. Evet tahmin ettiğiniz gibi daha başımı yastığa bile koyamadan uyudum yine XD Ve sabah ben diyeyim 7.30 siz deyin 08.00 de kalktık. Yalnız şuan farkediyorum da biz korede hep memur gibi 8'de kalkıp yollara düşmüşüz XD Neyse efenim bizim ilk amacımız mayolarımızı giyip, başımıza şapkalarımızı, gözümüze gözlüklerimizi takıp kıvırta kıvırta korenin six packli erkekleriyle dolu olmasından ün almış Haeundae plajına gidip boy göstermekti. Ama öncesinde dedik bi gidelim ön teftiş yapalım o arada kahvaltıyı da bi marketten tuzlu bi kırıntı dahi olsa bulup geçiştirelim vs. Aldık sandivçlerimizi ve plaja gittik ki oda neeee. Evet evet ciddiyim ODA NEEEE ? 
Kimse yok plajda -,- 



Hani six packli erkekler hani hani yok. Bunca yıldır kandırıldık mı T.T Abi sabahın 8'nde milletin ne işi olur okyanusta bizde ki de akıl işte XD Bi atasözü var bu duruma çok uygun " s...ça s...ça gittik toplaya toplaya döndük "  diye. Aynı bu muhabbet neyse XD Dedik madem öyle biz Busan'ı gezelim dönüşte gireriz. Ne olacak ki six packli erkekler kaçmıyor neticede değil mi :D Birazdan göreceksiniz kaçıyorlar mı kaçmıyorlar mı diye XD 
Hal böyle olunca bizde bir kuru sandviçimizi sahil kenarında bomboş okyanusu izlerken miğdeye indirip daha sonrasında yola koyulmak üzre metroya doğru ilerleyeme başladık. Busan metro ağı seoulde ki gibi gelişmiş değil. Ama zannetmeyin ki iş görmez. Yine de hemen hemen her yere metroyla gidebilirsiniz busanda'da. Metrooya bindik ve kendimizi Nampodong'a attık. Bir de heyecanlıyız nasıl anlatamam. Dünyada ki en büyük balık pazarını göreceğiz boru'mu. Bakınız balık pazarı diyorum. Bunun nesine seviniyosun değil mi. Hiç koku kısmı aklına gelmiyor değil mi ? Sizi bilmem ama bizim gelmemişti XD Metrodan çıktıktan sonra geri inmemek için zor tuttuk kendimizi. O nasıl bir kokudur yareppiim :D O koku bile değildi yani nasıl size anlatsam bilemiyorum. Balık pazarı 2'ye bölünmüş burada. Bir tarafta kurutulmuş balıklar ve yosunlar... Diğer tarafta ise canlı balıklar ve deniz ürünleri var.
Şu koca balığa bakın heleee. Koca koca balıkları kafaları, gözleri yerindeyken nasıl yapıyorlar bilmiyorum ama bildiğiniz kurutuyorlar. Ve bir çok kurutulmuş balığı da gevrek gibi ellerine alıp hüpletiyorlar. İrili ufaklı yüzlerce balık çeşidi hiç abartmıyorum. Bir tane tanıdık görürüm ümidiyle baktım ama ne mümkün :D ( gerçi pek de bilmem ya balık çeşitlerini neyse ) Bu kurutulmuş zavallı balıkların olduğu alanı gezerken acumma ve acuşşilerin tuhaf tuhaf bakışlarına maruz kalsak da ( belki de sürekli ıykk öykkk modunda olduğumuz içindir :P ) pek sallamadık turistliğin verdiği cesaretle XD Bu kısımı bitirip de canlı balıkların olduğu ana bölüme geçtiğimizde koptu dananın kuyruğu asıl. Çünkü kokunun kaynağı tamda o kısım. Oraya girip gezmek cesaret ister azizim. Peri bana sen istersen git ben dayanamama kokuya dediyse de açıkçası benim içinde yemedi oraya girmek XD Hemen girişte bir acummanın olduğu tezgahta bir foto çekilip o anı da ölümsüzleştirip kaçar adım uzaklaştık oradan :D 



 Şu koca kabukların içerisinden sarkan şeyleri gördünüz mü *-* IYKKK İçeri de kimbilir ne cevherler vardı daha da hassas miğdem beni 
oraya sokmadı naparsın mukadderat :D









 Şu sağ yanda uzanan yol ise paluk pazarının içerisine girilen ana hımm koridor diyeydim :D Hani bizim cesaret edip de gidemediğimiz yer. Madem gidemiyoruz bi fotosunu alalım bari dedik. Siz siz olun busan'a giderseniz ve balık pazarını gezmek isterseniz bir maske alın yanınıza benden demesi :D 

Ayrıca burada balık çok önemli olacak ki bu kısımda balık heykelleri de çokça vardı XD 
Burada yaşadığımız hezimeti unutabilmek adına kendimizi busan film caddesine attık. Yolda ünlü yönetmenlerin ve Busan'a gelmiş hollywood oyuncularının el izleri var. Tek tanıdığım Kim ki duk'tu yalan yok :D  

Böyle gezdik el izlerine falan baktık ve yine busanın o otantik sokaklarında dolanmaya devam ettik. Hem geziyoruz hem de k-pop'la alakalı bir şeyler arıyoruz. Seoulde hiç denk gelmedik çünkü ki ben seoulde bakkal dükkanı gibi her yerde albüm satan müzik marketler var sanardım. Fena halde yanılmışım oysa ki xD Tam umudu kesip başka bir yere gidecekken bir Türk hemşerimiz imdadımıza yetişti =) ORada maraş dondurması satan bu hemşerimiz bizi sabah metroda görmüş ve kendi kendine de düşünmüş hatta acaba türkler'mi diye. Cavnım cavnım :P Sağolsun bize hemen yardım edip k-pop cennetine sürüklenmemize neden olduğu ve ekonomi mi daha koreye gelmemin 3. günün de sarstığı için hala sevgiyle anıyorum kendisini :D Hataydı ciddi anlamda amcaya uyup o sokağa girmemiz büyük bir hataydı... O an gördüm ve anladım ki eşşek kadar kız da olsam içimde bana bile söz geçiren canavarımsı boyutta bir ergen var XD O sokağa girdiğimiz an kaybettik kendimizi zaten XD Düşünün daha dükkanlara bile girmedik yani... İlk rastladığımız dükkan k-pop albümleri satan bir yerdi. Bakınız mağaza falan değil böyle sahil pazarı gibi bir yer hayal edin onun içerisinde dükkanlar falan var neyse. Bende de eksik bigbang albümleri daha doğrusu dvdleri vardı. Dedim girmişken bakayım. Hayır ne demeye giriyorsun oraya değil mi ? Madem girdin neden bigbang standına çaktırmadan çaktırmadan ( koşar adım gitti ) akıyorsun. Eksik olan tüm albümlerim orada vardı. Aslında almayacaktım bi şekilde kendimi ikna etmiştim. Fekat peri ben olsam alırdım, Türkiye'den alsan bi dünya kargo parası vereceksin ( ki haklı da ) dediği an zaten zor zaptettiğim içimde ki ergen zincirlerini kırdı ve beni ele geçirdi XD Toplamda 8 albüm ( bunların 3'ü farklı gruplara ait kalanı bb ) alarak paramın bir kısmını burada ki acummaya hediye ettim. Bir de nasıl ağırlar anlatamam. Hadi görmemiş gibi saldırıyorsun bari nasıl taşırım diye düşün değil mi, değil mi -_- Acumma sağolsun bir de infinite posteri hediye etti. Etsinde bir zahmet :D Neyse ben böyle o anın verdiği sarhoşlukla elimde ki ağırlıklara aldırmadan yoluma devam ederken peri beni dürtüp ikinci hezimet durağımızı gösterdi. İşte asıl koptuğumuz yer de burasıydı. K-POP CENNETİ... Abartmıyorum büyük, küçük sevdiğiniz gruba dair her ama her şeyi bulabileceğiniz kocamann ünlülerle dolu bir dükkan...
Bu inanın sadece çok çok çok ufak bir kısmı. Hayır almamak için cebelleştikçe kadın sürekli bir şey çıkarıyor karşıma. Her yerden GD fırlıyor falan. Nasıl almadan ederim ki XD Nasıl yaparımm nannnn yapamadım işte. Hiç abartısız söylüyorum ne gördüysem ama ne gördüysem aldım. Telefon süsünden tutunda cüzdana varana kadar. Orada harcadığım parayı söylemek isterdim ama linç edilmekten korkuyorum XD Ama bir gıdım bile pişman değilim orası ayrı :D Cidden çok fazla mutlu oldum o dükkanda. Sahibi japondu. Bize içecek falan ısmarladılar felan. Ben olsam bende ısmarlardım yani günün en iyi müşterisiydik kanımca asghfasghf  Fakat bakın yine söylüyorum bir gıdım pişman değilim XD Ama olur da yine koreye gidersem ( seneye yine düşünüyorum bakalım kısmet ) beni öldürseniz böyle abartı bi şekilde bu ürünleri almam XD Yeterince aldım zira. Şuan odamın her yerinden bigbang ve g dragon fırlıyor desem yalan olmaz :D Yaklaşık bi 3 saatin sonunda bu dükkandan çıkabildik :P Ben bigbang fanı olduğum için benim için bigbang ürünleri bulmak çok kolaydı. Fakat sevgili peri rain ürünlerini bulmakda pek zorlandı XD Ben bu dükkanda tüm işimi gördükten sonra buna benzer her dükkana giren peri bulabildiği her üründen ikişer tane aldı :D Yani ikimizde o gün, o an ergendik XD 
Artı bir de benim  yüküm iki kat da arttı. Yahu albümler eşşek ölüsü kadar bu kadar ürün almanın ne mantığı var değil mi -_- Ben böyle sağa sola sallana sallana yürüye durayım bir sokağa girdik ki aman allahım sokak yemekçileri doluu. Zaten acıkmışız, paramızın büyük bir kısmını da o k-pop denen kabus sokağında bırakmışız dedik yemeği ucuza getirelim ve dizilerden aşina olduğunuz milletin ayakta yemek yediği standlardan birinin önünde aldık soluğu. 

Balık keklerini gören benim gözlerim hemen pörtledi ve aklıma o ağzına biri bitmeden diğerini tıkıştıran gu jun pyo'da gelince almadan edemedim :D Ama akıllılık ettik ve sadece bir tane aldık periyle. Tadını beğenirsek alacaktık devamını. İyiki de bir tane almışız. One be öyle iğrençççç. Bakın benim miğdem hassas diye böyle dediğimi düşünebilirsiniz ama kore yemeklerine benden çok çok daha aşina olan ve hemen hemen herşeyi yien peri bile yiyemedi o balık kekini. Gerisini varın siz düşünün :D Neyse ki sadece balık kekiyle yetinmedik ve  kimbap, dokbokgi de aldık :D Gaya'da yiyenler bu ikisinin tadını bilir. Gayadakine beş basar kore'dekiler. Hele kimbap ve yanında verdikleri sarı turp kimchisi. İşte bu ikili kombinasyona aşık oldum XD Eee bi güzel karnımızı da doyurduk. Yine koyulduk yola. Bi parka gidecektik böyle tepede bi yer orayı ararken ne gördük bilin. Aslında bilmek hiç de zor değil. Çünkü daha öncede dedim ya onlardan korede her yere serpiştirmişler. Etude Haouse. Bu seferki gümrük masrafsız mıymış neymiş tam hatırlamıyorum. Hadi dedik buraya da girelim. Bakın korede nerdeyse her köşe başında etude haouse var. Neredeyse her birine de girdik ve hiç biri mi boş olmaz. Hepsi ağzına kadar dolu. Burada ki kalabalığı honkongdan gelen turist kafilesi oluşturuyordu. Peri girdi ve gezmeye başladı fakat elimde ki onca yükle gezmem ne mümkün. Zaten acaipde kalabalık yani. Hemen kasaya gittim ve orada ki kıza elimde ki paketleri oraya bırakıp bırakamayacağımı sordum. ( bakınız ing bilmiyorum XD ) Sağolsun bırak dedi kız ve 3. felaket durağımız da burası oldu çünkü paranın kalan kısmını da burada bayıldık XD Hani dedim ya kasada ki kız paketleri bırakmama izin verdi diye. O kız tüm alışverişim sırasında onca kalabalığa karşın sadece benimle ilgilendi. Sürekli benimle dolandı. Aiguuu ve ben o kızı acaip sevdim. Sağolsun neredeyse her ürünü uygulamalı olarak anlattı bana. O kadar güler yüzlüydü ki çıkarken resmini çekmeden edemedim. Sağolsun oda kocaman kahkahasıyla bana pozunu verdi kkkk 
Çok tatlı bir kız değil mi, değil mi, değil miiii
Unni olurda bi ihtimal bu yazımı görürsen ı lob you unnnii XD Şu arkada gördüğünüz paketler
tamamen hediye anacım. Bi paket aldığım şeyler tuttuysa iki paket unnimin kıyağıylada bana verilen hediyeler tuttu. Misal normalde hayvani boyutta bi yüz temizleme bişeysi ve onun peeling aleti 15 bin won'a ve yüz ve vücut için 20. bin won'a satılan soğuk eee eeli bi şi varya yaa neyse şok seti diim siz anlayın işte o ikisini ve kocaman bi makyaj çantasını benim hediye paketimin içerisine koydu bu güler yüzlü melek unni :D Yine tekrarlıyorum ı lob youu unni <3
Buradan da çıkmamızla benim elimde ki yük katlandı mı 3'e. Bir dünya poşet ve artık elime sığmıyorlar. Ayrıca acaip de ağırlar T.T Ve kocamanda bi foto makinesi boynumda asılı. Artık kendimden geçmiş amele gibi dolanıyorum saç baş dağılmış tepemde ki gözlük kaymış ama düzeltecek boşta elim yok XD Böyle böyle iki söylene bi sallana o tepede ki parka gitmek için yola koyulduk. Ama illa atraksiyon yapıcaz ya. Mekana giriş kapısından girip yürüyen merdivenle yukarı falan tırmanmak yok bizde. Bildiğin arkada kapıdan girdik ve ebesinin nikahı kadar rampa tırmandık. Ne için biliyomusunuz elimde ki poşetler ve katlanan yorgunluğum yüzünden çıkamayacağım park için :D Evet aynen öyle tam sonuna geldiğimiz anda isyan bayrağını çektim ve kendimi bi banka attım. Peri gitti baktı ne nane varmış yukarda diye ama yorgun olduğu için oda içerisine giremedi hemen yanıma döndü :D 


Te işte bu rampa böyle dolana dolana çıktığımız rampanın sonu. Aslında normal yoldan gidersen başlangıcı XD Çünkü tam dibinde buraya kadar çıkan bi yürüyen merdiven varr. Neysee

Şu sağ da gördüğünüz rengarenk yer ise bir
tapınak. Koreye gittik de tağınak görmedik demeyelim diye hemen buraya da girdik tabisi. Öyle bi nanesi yok. İnsanlar içeride dua ediyor işte.  Kamisama hajimemashita animesini izleyenler bilir. Tapınağı koruyan koruyucu ruh tilki tomoe'yi. Çok dua ettim karşıma çıksın diye ama ergenliği fazla abartmanın bi alemi yok değil mi :P Bu parktan sonra dedim peri önce kendimizi hostel'a atalım şu yüklerden kurtulalım. Sonra gezmeye devam edelim. Yoksa imkansız artık yürüyemeyeceğim. Ok dedi ve bindik metroya. Hostel'a doğru yürürken plajdan geldiği belli ıslak saçlarını o rüzgarda savuran six packli erkekler görünce dedik ki yemişim gezmeyi hedef doğru plaj. Bu arada saat 17.00 =) Hemen hostel'a gittik yüklerimizden kurtulduk ki hostel sahibinin iki çift lafıyla yıkıldık. Plaj 6 da kapanıyor T.T Tee en başta demiştim ya kaçmıyorlar değil mi ? diye. Bakınız kaçıyorlar işte :D 
Velhasıl okyanusa girmek nasip olmadı :D  Plaj umutlarımız suya düşünce diğer durağımıza yani  Diamond Bridge gitmek için koyulduk yola yüklerimizden arınıp. İsmini görüpte ciks bi yer beklemeyin. Aslında sahil kenarında bir yer. Tek nanesi koy gibi bir yerin ortasından geçen köprü ve asıl olay köprünün ışıklandırmasıymış. Mış diyorum çünkü bizim boğaz kööprüsünün ışıklandırması ona bin basar XD Hiç bi olay yoktu ışıklandırmada kenarlara dizi vermişler bi kaç ampül al sana ışıklandırma :D Nesi bu kadar ünlü çözemedik anlıcağınız. Tam köprüyü seyrederken şu elde patlatılan havafişkleri satan bi acumma gördük ve aldık tabi. Dizilerden buna da aşinasınız değil mi :D Peri tuttu ben yaktım. Fakat yok annem patlamıyor. Bi iki dakka hiç bi ses soluk çıkmadı meretten. Biz eğilmiş orasını burasını incelerken bozuk mu bu diye birden patlayınca peri ve ben çil yavrusu gibi dağıldık çığlıklar eşliğinde :D Günün en çok güldüğüm olayı da bu oldu. Yanda bizi izleyen 4-5 yaşlarında ki velet ve babası da böyle hönküre hönküre güldü halimize XD 


Şu yandaki namjalar hemen yanımızda oturan bir grup arkadaş. Neden resimlerini çektiğime dair en ufak bir fikrim olmamakla birlikte neden buraya ekliyorum onu da bilmiyorum XD Bakın işte fazla resim göz çıkarmaz :P 
Buda o ışıklandırmasıyla ünlü köprü XD Bi nanesi yok gördüğünüz üzre =) Biz buradan da boynu bükük ayrılmanın verdiği hezimetle geri dönüş yoluna koyulurken, buraya gelirken gözümüze kestirdiğimiz bir kore geleneksel restoranına gidip karnımızı doyurmaya karar verdik. Geleneksel dediğime bakmayın salladım XD Yani ayakkabılarınızı girişte çıkardığınız yere serilip yemek yediğiniz yerleden biri işte. Girdik içeri bin bir mutlulukla ama oda ne istisnasız her şey domuz etli. Pilav bile nann. Girdğimiz gibi geri çıktık tabi XD Ve ilk gün uğrak yerimiz olan hostelmızın dibinde ki barbekücüye gittik yine XD Bi gülümsemeler, bi karşılamalar sormayın gitsin :P Bu sefer soslu et denedik ki ben etin saf halini seven bi insan olarak bu sosa da bayıldım. Gaya'da olsa yemem düşünün XD O ilk gittiğimizde ki acuşşi yine ordaydı :D Demişmiydim bundan önce ki yazımda mekanın sahibi çıktı diye ? Bi kaç gün daha busanda kalsaydık o acuşşiyi ayarlardım ha yeminle öyle kesti beni ama mukadderat asghfasghf 
Yemeğimizi yedik ve kendimizi yine plaja attık biraz okyanus havası alalım diye. Abi korede kızları okyanusa atmak hobi falan olmalı. Gecenin 2'sinde başka ne amaçla kızlar kucaklanıp okyanusa sürüklenir ki XD Ki periye de dediğim gibi bence mesele okyanusa atmak değil elleşmek ya neyseeee :P 
Plajdan hostele dönerken bir türk dönercisi bulduk. Aslında ilk geldiğimizde de görmüştük ama o zaman kapalıydı. Bu sefer açıktı baya bi muhabbet ettik. Çay bile ısmarladılar. Hatta sabah tereyağı ve ekmeği de barındıran kahvaltı için bizi davet etselerde biz sabah 8 de oradan ayrılacağımız için katılamadık malesef. Orada ki dönerci abilerden biri ilk koreye geldiğinde tam 15 gün hasta gezmiş XD Hastanelerde falan yatmış hemde. Peki neden ? Tabiii ki kokudan ve açlıktan asghfasghf 15 gün boyunca cebinde poşetle gezmiş çünkü en ufak kokuda bile istifrağ ediyormuş XD Ayrıca orada bir olaya daha şahit oldum. Oturduk çay falan içiyoruz tam yandaki mekanın sahibi acumma geldi ve başladı bağırmaya. Ama ne bağırma öyle böyle değil. Dedim abi hayırdır ? Şimdi bu iki müessese yan yana ya çöpleri de yan yana oluyor doğal olarak. Neyiş Türk abilerin çöp poşeti iki santim onların tarafına kaymış. Tüm o tantana bu yüzdenn *-* Şok oldum. Korede ki acummalar cidden cadı. Hatta benim arkadaş da dedi acummalardan uzak durun diye euhehehehe :D Bende size diyorum işte onlardan uzak durunn :D
Bu arada o acumma deliler gibi bağırıp el kol hareketi yaparken bizim türkler hiç bir şey yapmadı. Hatta tek bir laf bile etmediler. Neden mi ? Korede kavga yasakmışta ondan. Devlet kavga eden esnaflara 50 bin dolar ceza kesiyormuş. Olaya gel =D Hani o acumma biraz  daha çığırsa yeminle ben gidip dalacaktım kes lem diye :D 
Ve dönerci abilerin anlattığı bir anı dana. Bunların dükkanlarında uzakta depoları varmış etleri sakladığı. ( korede döner acaip pahalı haaaa ) Bi gün o depoyu kapatıp dükkanlarına geliyorlar. Yaklaşık yarım saat  sora yan deponun sahibinden bir telefon. Deponuzun kepengi açık kalmış gelin ve kapatın. Lem değişik kapasana işte XD Yok arkadaş ellerini ble sürmüyorlar. Cidden kore insanı bir tuhaf... 
Siz koreliler tuhaf mı yoksa sevilesi varlıklar mı die düşüne durun bende yazıma noktayı koyayım burada. Part 6 da yani rain'nin asker karşılamasında görüşmek üzre :D 

11 yorum:

soguk nevale on 18 Ağustos 2013 21:26 dedi ki...

ayyyyh sonunda :D :D

Neobi on 18 Ağustos 2013 21:30 dedi ki...

Bencede XD

sun pank on 19 Ağustos 2013 20:39 dedi ki...

ahhhh böyle uzuncana olması harika olmuş:D bende gitmek istiyom ama o kokudan korkuyom(sanki götüren varda)okurken dur gitme orası kötü kokar diye söyleniyorum :D bu arada sabırsızlıkla 6. partı bekliyom:D

Neobi on 19 Ağustos 2013 20:45 dedi ki...

Kötü koku'da lafmı azizimm laf mı. Burnumun direği sızladı resmen XD

sun pank on 20 Ağustos 2013 15:47 dedi ki...

o albümlerin içinde kendimi kaybetmek istiyom :D

Neobi on 21 Ağustos 2013 22:04 dedi ki...

Hiç önermiyorum. Sonra bi bakmışsın hiç paran kalmamış euhehehe

sun pank on 23 Ağustos 2013 17:18 dedi ki...

artıkın senden aldığım tavsiyeyle bol parayla giderim inşallah:D gidebilirim dimi :D biraz daha büyümeliyim galiba:(

Neobi on 23 Ağustos 2013 18:54 dedi ki...

Gidersin gidersin insan oğlunun isteyip de yapamayacağı pek bir şey yok bu hayatta =)

sun pank on 23 Ağustos 2013 19:47 dedi ki...

:D büyüyim biraz daha beni kimse tutamaz yerimda:D

Adsız dedi ki...

merhaba okurken ben de istiyorum ben de istiyorum moduna baglandim resmen
ben aslinda direk parasal yonunu sorucam
koreye gitmek konaklamak donmek bunun icin ne kadar butce gerekli :D
ne kadar parayla gidelim yani garip bir soru oldu ama bilgi edinmek isi kolayalstirir :)

loverK on 23 Ekim 2013 22:18 dedi ki...

Çook güzel bir yazı olmuş:D Ne maceralar yaşamışınız :) Part 6'yı bekliyoruz amaa :)

Yorum Gönder

 

Neobinin Sırça Köşkü Copyright © 2010 Design by Ipietoon Blogger Template Graphic from Enakei