16 Temmuz 2013

Kore Günlükleri: Kore'ye Varış ( Part 2 )

Gönderen Neobi zaman: 23:40

Boşuna dememiş atalar: Sabreden derviş muradına erermiş diye. Öyle vallahi. Şuydu buydu bi sürü sorundu yaşadık ama nihayet attık kendimizi uçağa bir şekilde. Şimdi canlar olur da yolunuz kore'ye düşerse, kesinlikle ama kesinlikle Korean Airlenes ile uçun. Ciddi anlamda sizi özel ve önemli hissettiren br firma. Ben böyle saygı, böyle hürmet ve böyle hizmet görmedim arkadaş. O hostlar veya hostesler bir dakika mı olsun oturmaz yerine ? Hiç mi surat asmazlar yada yorgunluklarını belli etmezler ? Yok arkadaş 10 saat boyunca hiç aralıksız gülümsediler. Ayrıca sizinle konuşurken neredeyse yere kapaklanacakmış gibi eğilip de konuşmaları cabası. Ne tür sorununuz olursa olsun seve seve yardım ediyorlar. Hele de bir hostları var *-* Oh my goshhhhhh. Dizi aktörleri halt etmiş yanlarında ahahahaha Çok ciddiyim yani böyle bakıyorsunuz ve öyle bakakalıyorsunuz XD Tabi bu güzellikler yolculuğunuzu çekilir hale getiriyor böyle bir artısı daha var. Biz ölüperigelinle ayrı ayrı koltuklara düştük uçakta. Bir bölme önümdeydi kendisi. Aslında iki sıra arkasında olsamda araya bölme girdi giderken. 

Neyse ben bir acuşşi ile birde genç ama ruhu çökmüş birinin ortasındaydım. Yanımdaki acuşşiye ( taş çatlasın 40 lı yaşlarındadır ) acaip hürmet vardı. Normal yolculara 2 öğün yemek verildi ama bu acuşşiye 4 yada 5 kere verildi ve onun yemekleri gayet özeldi. Kendisinin neden business'de oturmadığını on saat boyunca fazlaca merak etsemde soramadım XD İstesem de soramazdım gerçi dil yoksunluğundan :P Fakat sanmayın ki dil her şeydir. Birazdan ingilizce bilmemenin nelere kadir olacağına şahit olacaksınız XD Eee ne diyordum hah acuşşi. İşte öyle ballı bir müşteriydi kendisi. Daha sonra tanışma fırsatım da oldu zatı şahaneleriyle. Çok iyi bir adamdı. Baya yardım etti bana hatta. ( bakınız bunların hepsini doğru dürüst ingilizce bilmeden hallediyorum euheheheh XD ) 
Bindik uçağa attık kendimizi 42 bin fit yüksekliğe. O nasıl bir yüksekliktir yahu. Normalde duysam dudağım uçuklar korkudan. Ama bir şekilde baş edebildim korkuyla. Bi kere hiç sarsılmıyor uçak. Yani havada olup olmadığınızı anlamak güç. Eğer yüksekten korkupda yolculuğunu erteleyen var ise, direk binin uçağa cidden korkulacak bir şey yok. En kötü uçak düşer ( ki ne kadar az ihtimal bu biliyorsunuz ) yanınızda ki kore'liye sarılırsınız fena mı :P 
İlk saatler paso uyudum ben. Zaten jetlag yediğiniz için sürekli uyuma ihtiyacı hissediyorsunuz ister istemez. Ben gözümü açtığımda yolculuğun 6 saatini geride bırakmıştık bile =) Arada bir de gezin dolaşın yoksa bacaklar davul oluyor resmen :P Eee kaldı 4 saat ne yapacağım şimdi. Dilde bilmiyorum ki iki lak lak edeyim vakit geçsin yok sıkıştım kaldım korelilerin arasında. Biraz kitap okuyayım dedim ama bir susamışım bir susamışım anlatamam size. Bastım başımın üstünde ki düğmeye çağırdım hostesi. Şans işte uçağın en yakışıklı hostu denk geldi bana fufufufu
Host geliyor ve dizilere taş çıkaracak muhabbette başlıyor haliyle. Daha demin yukarıda ingilizce bilmediğimi söyledim. Doğal olarak da telaffuz yoksunuyum. Nasıl yazılırlarsa öyle telaffuz ederim yani işin aslı :P ( ingilizceyle oldum olası tarihten gelen bir düşmanlığım var da :P) Sevgili hostcuğum geliyor ve burnumun dibine kadar eğilip buyrun diyor o sevimli gözlerini kısa kısa.
Şimdi normalde zaten telaffuz yoksunu bi insanım ama suyun okunuşunu öğretmişti peri. Yani biliyordum. Taa ki adam burnumun dibine girene kadar. Ben adama van votır ( one woter ) demem gereken yerde van veytır diyorum ( one waiter ) Veytır ingilizce garson demekmiş. Yani adama resmen bir tane garson lütfen diyorum ki veytır ne anlama gelir bilmem bile :D Adam bir kaç saniyeliğine gözlerimin içerisine bakıyor ve veytır ? diye tekrarlıyor. Ben yine aynı saflıkla yes yes veytır diyorum. Adam gülüyor. Anlamıyorum tabi salak salak ben de gülüyorum :D Tekrar soruyor veytır ? İçimden yüz kere mi dicem yahu diye söylene söylene yes van veytır please diyorum yine :D Adam biraz daha yaklaşıp dibime veytır ? votır ? diye soruyor. Gözlerimi kırpıştırıyorum ve o an jeton düşüyor bende XD Kim bilir ne dedim diye utanç içinde mahçup bir biçimde votır diyorum :D Yine gülüyor bizim aktörlere taş çıkaracak yağız host ve tabii ki diye güle güle ayrılıyor yanımdan :D Ben yine saf salak modunda takılıyorum ne istediğimin farkında değilim çünkü XD Aradan biraz zaman geçiyor tabi yine susadım ben. Basıyorum düğmeye ve yine bakın ki şu tesadüfe o kadar host hostes içinden benim ki geliyor ışığıma. Ve ben daha ağzımı açmadan dibime kadar girmek suretiyle veytır ? votır ? diye soruyor gülerek. Ne dedim bilmesem de bende işi pisliğe vurup veytır please diyorum böyle muzip muzip gülerek kkkkkk Kendisi de aynı muziplikle gülüp türkçe mealiyle hay hay diyip gidiyor. Ben biraz yukarıda ne demiştim dil her şey değildir. Haksızmıymışım peki ? Yoooooooo XD 
Daha sonra bolca bakışıyoruz benimkiyle bu her seferinde sırıtıyor tabi. Daha sonradan ondan kendisini istediğimi duyunca yuhhh diyorum kendi kendime ama iş işten geçmiş tabi. O an dua etmiştim dönüşte de aynı hosta denk geleyim diye emmee olmadı. Neyse hah yanımda ki acuşşi adımı yaşımı nereden gelip nereye gittiğimi ve bilimum şeyleri nüfus memuru edasıyla sordu bana. Çat pat derdimi anlattım. Rusyadan nefret ettiğimi bile ki kendisi de sevmiyormuş rusyayı. Yemeğimi yememe de baya faydası dokundu bu arada. Yemek demişken te şu şey:
Aslıda biftek de vardı menüde ama ben bilerek kore yemeğini tercih ettim. Bibimbap, yosun çorbası, kimchi ve değişik bir tatlı vardı tabağımda. Peri yosun çorbasını sevmemiş olsa da ben sevdim vesselam :D Güzeldi yani. Neyse acuşşiyle konuşa konuşa geldik kore semalarına. Uçağımız indi. İnmek için koridorda sıra bekliyoruz ama omoo oda ne ? Pat hostun dibine düşmeyeyim mi XD Acuşşi anlatıverdi iki dakka da geçmişimi şurdan geliyor şuraya gidiyor diye :D Tabi bu arada host bana dünyanın sorusunu sordu adımdan tutunda türkiye'de nereye yaşadığıma kadar :D Hahahah ballıyım arkidiş cidden. Kendi adını da demişti ama hafızam berbat unuttum tabe :D Biz öyle bakışa bakışa indik uçaktan ki bıraksan orada kalabilirdim :P
İncheon havalimanı bir cennet harikası. Rusya yanında şey yemiş :P Ve her yerde ingilizce görmek mümkün. Zaten direk girişte şehir haritalarına ulaşabiliyorsunuz ki türkiyede olsa parayla satarlar onları :P İşte o haritalar ve perinin harita bilgisi hayatımızı kurtardı Kore'de. Sanki kendi memleketimizmiş gibi aradığımız her şeyi elimizle koymuş gibi bulduk. Ve attık kendimizi bir otobüse doğru ilk hostelımıza. Şeker bir yerdi. Hostel sahibinin de kıyağıyla iyice güzelleşti çünkü 4 kişilik oda da 2 kişi kaldık kkkk.  İşte şirin odamızdan bir kare.
 Klimalı, tv'li ve kendi içerisinde banyosu olan bir oda. Yataklar 

biraz sertti ama o yorgunluğa hiç bir şey anlamadık bile. Valizleri attık hostele ve doğruu yemek yemeğe. Ki ölüyorum açlıktan. Üstüne yorgunluk da cabası tabi. Kolay mı tüm günümüz yolda geçmiş birde rusya da yaşadığımız o sıkıntılar neyseee :D Hostelın sahibi olan kızçe bizi hemen köşede ki bir klasik eski tip restoran desem değil böyle ufak bir dükkana sokuyor. Menüye bakıyoruz ve en tanıdık yemek olan bibimbap'ı seçiyoruz hemen. Şimdi ben daha önceden gaya'da bibimbap yedim emme içerisinde o yumurtadan yoktu. Nasıl desem miğdem biraz hassastır. Öyle her şeyi yiyemem. Anında bulanır işin özü. Bibimbap bir geldi içerisinde çiğden bir yumurta öykkkk. Töbe billah dedim yiyemem XD Ama el mahkum açsın. Neyse her bişiyi ekledim ve karıştırdım hani belki o pilavın sıcaklığıyla pişer diye lakin yok annem hiç pişmeye niyeti yoktu. İki kaşık aldım ve miğde iptal. Yiyemedim kısaca ıyyy düşüncesi bile iğrençç :P Şu diğer gördüğünüz şeyler ise mezeleri. Biri balığın bilmem ne hali. Bir diğeri çorba 
Vıcık vıcık yumurtaya dikkat :P 
                                                       sözde çorbası olması gereken bir şey ki tadına bile bakmadım. 
Diğeri kimchinin bir değişik versiyonu. Uzun lafın kısası tok  
oturdum aç kalktım sofradan haha. Miğdeniz benim gibi hassassa
kore mutfağı sizi fazlasıyla zorlayabilir benden demesi :D Ha yediğim özellikle içtiğim şahane şeyler de vardı böyle berbat şeylerde. Seçim sizin aslında yemek yelpazesi oldukça geniş. Yazıyı gözüm aldı da birden amma uzun yazmışım yahu. Diğer maceralarım sonraki yazıma kalsın. Siz de bu güzelim pilavımsı şeye baka durun hehe. Janee minna 

8 yorum:

Puma Punka on 16 Temmuz 2013 23:51 dedi ki...

Çatlak ya :D Hostla olayınıza ne güldüm kjhgfdsdfg telafuz hatası işte insanı ne hallere sokuyor :D Devamını merakla bekliyorum artık.

soguk nevale on 16 Temmuz 2013 23:57 dedi ki...

bi senin yazını bi perininkini okuyorum
haha süper

Kleinn Klein on 17 Temmuz 2013 00:37 dedi ki...

Çok hoşuma gitti yazış biçiminiz.
Geçen sene tam bu vakıtlerde bende koredeydım
Cok ozledıgımı anladım.
İStersenız gıtmenız ve yemenız gereknlerle ılgılı detaylı bılgı verebılırım ^^

Neobi on 17 Temmuz 2013 00:50 dedi ki...

Kızımm o olay var ya o olay euheheheheh XD Çok datlıydıııııı neysem kendine gel neobik :P

Neobi on 17 Temmuz 2013 00:50 dedi ki...

Trafik sıkışık diyorsun yani :P

Neobi on 17 Temmuz 2013 00:51 dedi ki...

Teşekkürler efenim :) Bilgi içinde teşekkürler ama deneye yanıla bulduk her bir şeyi hehe Olurda seneye gidebilirsek yine de danışabilirim :) Artık döndüm :D

Altın Zen on 20 Temmuz 2013 19:08 dedi ki...

Gülmekten karnım ağrıdı yahu :D "von veytır" :D Host un tepikisi ise ayrı bir olay :D Keşke kaşıkla yumurtayı üzerinden sıyırsaydın, neyse sağlık olsun :D

Neobi on 20 Temmuz 2013 21:10 dedi ki...

Öykk hatırlatma XD Sıyrılcek gibi bişi diildi billa XD
O host hayatımın aşkıydı da değerini bilemedim işte :P

Yorum Gönder

 

Neobinin Sırça Köşkü Copyright © 2010 Design by Ipietoon Blogger Template Graphic from Enakei