20 Temmuz 2013

Kore Günlükleri: Busan Namjaları ( Part 4 )

Gönderen Neobi zaman: 23:37
En son nerede kalmıştım ? Heh kendimizi hostel'a attık ve yatış o yatış. Ben normalde yattım mı yatakta rahat bi 45 dk döner dururum uyuyamam öyle hemen. O gece nasıl sızmışım hiç haberim bile yok. Yorgunluğun tarifi yok yani =) Siz siz olun buradan Kore'ye giderken ayağınıza bi yürüyüş ayakkabısı geçirin. Dinleyin beni. Sonra çok duacı olursunuz kkkk 
Bir gece deliksiz uyuduktan sonra sabah ilk iş duşumuzu alıp kendimizi sokaklara vurduk. Kore'de en çok sancılı dönemimiz sabah kısmı oldu. Malum onlarda kahvaltı diye bir kavram yok. Sabahın körü'de olsa dayıyorlar kendilerine çorbayı. Ama biz de öyle mi ? İnsan zeytin istiyor, peynir istiyor, dumanı tüten bir çay istiyor. İstiyor yani. Kim yicek sabah sabah o kokulu şeyleri :P ( gerçi günün hangi saati olursa olsun o kokulu şeylerden uzak durmakda yarar var ama neysee ) İşte tüm bu sebeplerden sabahları çok kıvrandık korede. Bu sandwich dükkanını bulduğumuz da 

neredeyse mutluluktan ağlayacaktık haha. Nasıl attık kendimizi dükkana bilmiyorum =) Sandwich güzeldi ama asıl yanında ki içecek müthiş. Böyle aslında su meyvanın ise sadece tadı var. Şeker kesinlikle yok. Hoş bir içecekti. Baya bir favorimiz oldu yani o kadar =) Eee karnımızı doyurduk ne yapmak lazım tabi ki metroya gitmek lazım. Yegane ulaşım aracımız canım canım heheheh
Aslında metro da istisnasız her gün bir olayımız olmuştur. Onları kısa kısa anektotlar halinde sunacağım şimdilik pas geçiyorum =) Korede ki ikinci günümüzde aslında mblaq grubunun imza günüe gidecektik. İmza günü de Gangnam'daydı. Gittik Gangnama fekat imza gününün olduğu yeri bir türlü bulamayıncaa kös kös Gangnam'ı gezip geri döndük bizde :D 


Gangnam sokakları
Ben gangnam'ı pek sevdim diyemem. Hep
yüksek yüksek binalardan oluşan sosyetik bir
mekan. Genellikle eski şeyleri ve sokak pazarlarını sevdiğim için bu binaların arasında dolaşmak beni pek açmadı. Ama çok güzel ve düzenli bir şehir. Boşuna şarkılara konu olmamış azizim =) Ee madem geldik oturalım bir iki şey içelim değil mi ? Girdik bir mekana. Bu mekanla ilgili bir şey demeden önce kore'de en sıkıntı yaşadığım ikinci konuya değineceğim ki oda sigara. Sokakların çoğunda ( bakınız sokak diyorum ) sigara içmek yasak. Hadi kapalı mekanları anlarım da sokak yahu hohh!! Bu sebeple insanlar yol kenarlarında kuytu köşelerde falan içiyor.  Eee tabi tursitiz ya millet bize çemkirmesin ( hayır çemkirmesi sorun değil bir şey diyecek anlamayacağım içimde kalacak sonra asghfasghfasghf ) diye ben de onlara uydum. Neyse ne diyorduk heh girdik bir cafe'ye. Söyledik içeceklerimizi ( içecek konusunda kore birinciliğe oynar bu arada. O nasıl bir içecek yelpazesidir arkadaş. Aşık olunası yani :D ) Hatta bakınız kahve mi bekliyorum :P  Tabi görmemişiz ya elimizde bu zımbırtı titricek mi ötücek mi merakı içindeyim 
Dizilerden özendiğim
ikinci olayda bu makinedir fufufu
Allah kimseyi turist yapmasın işte :P Neyse aldık kahveleri içiyoruz. Oturduğumuz masa cam kenarı. ( ayrıca kahve içmemizin sebebi de ansınız bastıran hain yağmur :P ) Yolda ki insanları izliyorum. Bizim oturduğumuz yerin baktığı sokak koreli gençlerin sigara içtiği köşelerden birisi çıktı =) Gelip köşeye uca bucağa sinen sigara içen bir sürü genç. Zannedersiniz bir suç işliyorlar. Sigara içiyorlar yahu abartmanın bi manası yok değil mi :P O ara gözüme bir genç takıldı. Pembe tişörtü ve puantiyeli şemsiyesiyle. Genç dedim ama kız demedim canlar. Bir namja :D Çok çok şekerdi ve bende resmini çekmeden edemedim hehe Kore'de kendimi saldığım ikinci konudur bu resim çekme muhabbeti. Bi yerden sonra tamamen kendimi salıp her bir şeyin resmini çeker olmuştum :D Bu da o pembeli namja işte =) Çok şeker değil miiii :D Seviyorum böyle renkli 
giyinen erkekleri =) Hatta cafe'den çıktıktan sonra çocuğun hemen yanında bir dükkan var gördüyseniz. Oraya attık kendimizi. Gayet güzel takılar vardı. Yani insanın dibini düşüren cinsten. Böyle yerlerden uzak durmak en mantıklısı bana sorarsanız. Sonra bir bakmışsınız paranızın bir  kısmını bu dükkana hediye etmişsiniz. Olmaz demeyin oluyor :P 
Buradan da çıktıktan sonra hostel'a geri dönmek için düştük yola. Hostel'n olduğu Hyehwada dedik karnımızı doyuralım. Busan'a gideceğiz. 4.5 saat yol acıkırız felan. Ve kendimizi attık bir ramenciye. Çok şeker bir dükkandı. Böyle dizilerde görebileceğiniz cinsten. Ben pek sevdim içerisini :D 
İçeriden bir kesit
İlk ramenimiz yehhuuu

 Te içerisinin bir kısmını yukarıya ekledim. 
Aşağıda ki ise ilk ramenimiz. Pardon
Ramyun'umuz. ( kore'de ramen derseniz anlamıyorlar. Ramyun anacım ramyun ) Aslında
bu pek bildiğimiz ramyunlara benzemiyordu. Bir
kere makarnası kıvrımlı kıvrımlı değil düm düzdü. Tadı da o ramyun makarnasına göre ( nasıl tarif etsem bilemedim ) değişikti. Ama yine de tadı güzeldi ben pek sevdim =) Domuz etsiz ramyun da bu kadar oluyor işte :P Bu arada kulağınıza küpe olması gereken bir diğer olay ise domuz'un korecesini öğrenmek. Çünkü bir çok yer biz no pork dediğimiz de yüzümüze baktı bön bön :P Yedik ramyun'umuzu, aldık valizlerimizi ( ayshh en büyük işgence valizleri oradan oraya çekelemekti cidden. Özellikle de her metro girişinde yürüyen merdiven yada asansör olmadığını düşünün birde :S ) ve doğru metroya. Gittik terminale aldık busan biletlerimizi. 34 bin won du yanlışım olmasın normal otobüsten farklıydı seçtiğimiz. Adı şuan aklıma gelmese de seçtiğimiz otobüs normal sıkışık otobüslere göre çok daha ferahtı. Böyle bildiğin kıvrıl uyu koltukta. Salon salomanje yani :P Ve bir de kore de otobüslerde öyle birden fazla firma falan yok bizde ki gibi. Tek bir firma var. Gidiyorsun ve sorgusuz sualsiz alıyorsun biletini. Bu da büyük rahatlık. Böyle her yazhanenin önünden bir insan fırlamıyor en azından gel abla gel diye :P Neyse otobüs geldi bineceğiz ama oda ne kimse bagajları almıyor :O Meğersem her yolcu kendi bagajını koymak zorundaymış !! Ne saçmalık. Cidden saçmalıktı kendi valizinizi kendinizin koyup kendinizin çıkarması XD Neyse başa gelen çekilir azizim. Tıktık valizlerimizi otobüse ve attık 
Terminalden bir kare.

kendimizi o yumuş yumuş koltuklarımıza :) Benim yanımda ( çok şanslıyımdır :P ) yine bir namja vardı eli yüzü düzgün fufufufu. Fekat ben ne yaptım ? Tüm yolu uyuyarak geçirdim haha XD Bi hi dedi bana ilk geldiğimde bir giderken by :P Başka bir şey diyecek olsa bile ben fosur fosur uyuduğum için diyemedi kkkkkk
Yaklaşık bir üç saat sonunda 15 lık bir mola verdi otobüs. İndiğimiz mola yerinin inanın kokusunu tasfir, tabir edemem. Fosiptik çukurunun üstüne mi kurulmuş orası bilemedim. Böyle burnumuzu tuta tuta çıktık ve tuta tuta otobüse geri bindik. Haliç'in eski kokusunu bilenler bilir. O yanında hiç bir şey. Ben diyeyim siz hayal edin :D Ay millet bir de o kokuda yemek yiyor yahu. Bağışıklık mı kazandılar nedir haha Biz busan'a vardığımız da saat gece 10 yada 11'di. Hemen hostel'mıza gittik ki kaldığımız en en en şeker hostel idi. Tek kelimeyle o hostel'a BA-YIL-DIMM 


Şu şekerliğe bakamısını yaa :) Türk bayrağımız bile vardı orada <3 Ve tabi ki aşık olduğum grup Bigbang <3 Ama gerçekten Türk bayrağını görünce çok fazla sevindim. Memeleket işte hehe 


İnsan ayrı bir gurur duyuyor azizim :) Görmüşken çekmeden olmaz değil mi tabisi olmaz. O resimde benim arşivimde hatırasını hiç kaybetmeden ölümsüzleşen karelerden birisi oldu. Ama sadece bu mu ? Tabisii hayır. Bende gittim ve kendi imzamı attım kkkk  
Kaçmaz yani illa her bulduğum fırsatta GD'ye olan aşkımı pöyküreceğim fufufuf :D Orada birinin de yazısını karalamışım yalnız şimdi fark ediyorum euheheheh Bian çingu kendimi tutamadım :P Valizleri de bıraktıktan sonra ne yapalım ne yapalım dedik ve önce karnımızı doyurmayı tercih ettik. Zaten hostel'a giderken bir mekanı gözümüze kestirmiştik. Ve doğal olarak da oraya gittik :D Gayet hoş bir mekandı burası da. Mekanı geçtim de arkadaş o çalışanlar nedir öyle ya !! Sorarım size nedirr euhehehe Hayır özellikle mi böyle aktörlere taş çıkaracak çalışanlar seçiyorsunuz anlamadım ki? İnsan garsonlara bakmaktan kendini alamıyor arkadaş olmaz yani cıkss :P Söyledik ızgara etlerimizi, ısmarladık sojularımızı ve kendimizi pasifikten gelen o güzel rüzgara bıraktık yemeğimizi beklerken. Şimdi söyle bir şey var kore'de nereye gidersen git müşterilere olan ilgi, alaka ve muamele bir numara. Seninle o kadar çok ilgileniyorlar ve öyle güler yüzlüler ki cidden kendini önemli bir insan gibi  hissediyorsun. Burada da durum aynıydı. Etlerimiz geldi. Garson çocuk sağolsun pişirdi bizim için :P Tam o sırada da yanda ki masada bi acuşşi. Allahım nasıl bakıyor. ( şans ya bu acuşşileri elimizle koymuş gibi bulduk ) benim de tam o acuşşi tarafında ki bacağım bir kaşınıyor sormayın gitsin. Hayır o tarafa dönmem lazım acuşşi yüzünden dönemiyorum da :D Peri dürtüyor dönme dönme diye lakin kaşınıyorummmm :D 
Masamızdan Bir Kare
Kaşıntıydı şuydu buydu derken geçti çok şükür ve kendimizi bu eşsiz lezzete verdik. Tıpkı dizilerde ki gibi bir ambiyans. Ortamın aurası bile sizi sarhoş etmeye yetiyor :) Biz iki soju söylemiştik ama pek yağşuklu garson ikinci soju yerine bize gelenekesel bir kore içkisi verdi ki tadına bayıldım. Soju'yu üçe beşe katlar yani benim için. Hatta dönüşte getirecektim de fekat havalanı içerisinde bulamadım :/ Bir dahakine kısmetse inşallah hehe
Geleneksel içkimiz :P


Ee yedik yemeklerimiz bir de

muhabbet etmişiz ki sormayın saatin ne zaman gecenin bir yarısını vurduğunu anlamadık. Ödedik hesabı ( bu arada gelen hesap gaya'dakinden çok daha ucuzdu söyleyeyim :D ) vee ne yaptık ondan sonra ? Tabisi kendimizi o baklavalı namjalarıyla :P meşhur Haeundae plajına attık. Bekle bizi Pasifik okyanusu bir dakika yoksa Büyük okyanusmuydu ? Her neyse işte :P Ayrıca Haeundae plajı ile ilgili ufak bir bilgi. Gerçi takip edenler bilir. Uluslararası dans festivalinin 8.si Okyanusu kucakla sloganıyla haeundae plajında yapılmıştı :) İzlediniz mi bilmiyorum ama seyirlik çok güzel danslar olmuştu. Dediğim gibi biz gecenin bir yarısı gittik Busan'a. Gerçi gecesi gündüzünden çok daha güzel bir ülke kore. Tam plaja gittik ki bizi selamlayan bir genç grubu gördük. Hii diye bağırmalar falan :P bizde karşılık verdik tabi ama çocuklardan çok okyanus ilgimizi çektiği için direk okyanusa yöneldik :D Gece gece pek hırçındı sevgili okyanus :) Ama cidden çok güzeldi kokusu bile bir değişik yahu. Her şeyi geç pasifik okyanusuuu :D Adı bile yeter yani kkkk Dikkatimi hemen bir grup çift sevgililer çekti. Belki de bir kısmı sevgili değildi bilemiyorum. Gerçi dikkatimi çeken sevgili oluşları da değildi. Dikkatimi celb eden erkeklerin kızları okyanusa sürüklemesiydi aslında. Kızları zorla da olsa kucaklıyorlar ve sonra hooop ver elini o karanlıkta okyanus :D Kızlar o karanlıkta namja çinguları tarafından okyanusa sürüklenedursun ben yazıma burada noktayı koyuyorum. Busan'ın ertesi günün de bu yazıya sığdıracaktım ama o güne cidden haksızlık olur zira Busan gündüzüne geniş bir yer ayırmak istiyorum. O sebeple busanda ki ilk gecemizle şimdilik dizimi izlemeye kaçıyorum. Okuyan okumayan herkese kamsahanmidaa XD 




3 yorum:

Adsız dedi ki...

neobi .. nerde bunun devamı bakıyorum kaç gündür ses seda yok :)))

nur güney on 1 Ağustos 2013 02:03 dedi ki...

yazıların çok güzeldi inşalah bende giderim :)yazının devamını bekliyorum :)

keypapshow on 5 Ağustos 2013 20:03 dedi ki...

Yazılarını eğlenerek okudum :D
Şey sorayım bu Hostel çok güzele benziyor. Adı ne acaba? Rezervasyon olayını nasıl hallettiniz? Biraz bunları da anlatır mısın? Çok merak ettim de :D

Yorum Gönder

 

Neobinin Sırça Köşkü Copyright © 2010 Design by Ipietoon Blogger Template Graphic from Enakei